6 Aralık 2017 Çarşamba

İKİ ÖLÜMCÜL GÜN

BÖLÜM 1


         Bir anda, ben uyurken “Mert” diye bir ses duydum. Beni çağırıyorlardı. Hemen yanlarına gittim.
         Arkadaşım Ahmet: “Beşiktaş-Trabzonspor maçını kaçıracağız. Acele et.” dedi.
         Ben koşarak,
-      Limon kolonyamı sıkıp geliyorum!

Hızla arabaya bindik.
Yoldan geçerken, Batuhan fısıldayarak,
-      Mahallenin şu en güzel kızı Elif var ya, onu da alacağız. Bizim Ali, Elif’ten hoşlanıyor. Elif’in de gelmesini istedi.
-      Batuhan ciddi misin sen? Hangi kız futbol maçını sever ki! Elif gitsin makyaj yapsın.
-      Bu arada Elif Trabzonspor’u tutuyor. Sakın sinirlenme Mert!
-      Nasıl olur! Benim fikrim; benim arabama binen herkes Beşiktaş’ı tutmalı!

Batuhan; Ahmet, Ali, Mehmet, Can ve Cengiz’e fısıldayarak:
-      Arkadaşlar Mert her zamanki gibi gözünü kırpmaya başladı. Belli ki benim Elif’in Trabzonspor’u tutuğunu söylediğim için sinirleniyor.

Daha sonra arabayla Elif’in önüne geldiler. Elif arabaya binerken arkadan koşarak gelen bir köpek sürü havlayarak yaklaşıyordu.
Mert: “Aaaa! Köpekler yaklaşıyor!!!” dedi.
Arkadaşları;
-      Mert korkma!
-      Mert tamam bir şey yok!
-      Mert sen gel benim yanıma!
diyerek teselli ediyorlardı.


Neyse ki köpekler gelmeden Elif’i alıp gittiler.
Gittiklerinde futbol maçı başlamıştı ve Mert çok çabuk öfkelendiği için,

-      Offf! Elif’i gittiğimiz için ön sıraları kapmışlar, şimdi hem kaç gol attıklarını öğrenemeyiz, hem de  ben bu kısacık boyumla, bu kocaman on beş, on altı yaşındaki uzun boylu ağabeylerden nasıl göreceğim?! L
Cengiz: “ Boş ver Mert, şuradan yükseltici alırız.” dedi.
Mert: “Mantıklı.” dedi.
Elif maç boyunca bizi sinir etmişti, bir dakika içerisinde tam yüz yirmi yedi sözcük söylüyordu. Aynı zamanda da çok saçma şeyler soruyordu.
Örnek vereyim,
-      Maçtan sonra yemek yiyelim mi?
-      Beraber ders çalışalım mı?
-      Çarşamba günü “Fenerbahçe-Galatasaray” maçına gidelim mi?
-      Cumartesi günü yarı final maçına yani “Chelsea-Barcelona” maçına gidelim, olur mu?
-      Ojelerimin rengi güzel mi, bu maç için özel olarak rengârenk boyadım?
-      Bir de maçtan sonra topuz mu yaptırayım yoksa fön mü çektirsem?
Neyse maç bittikten sonra Elif’i kırmayıp yemek yedik ama Ali’ye gizlice Elif’in sinirimizi bozduğunu söyledim.
Ali de bu lafın üstüne,
-      Elif’ten hoşlanıyordum, ta ki bugüne kadar. Artık hiçbir kızı maça götürmeyeceğim. “Bir de maçtan sonra topuz mu yaptırayım yoksa fön mü çektirsem?” ne demek? Dalga mı geçiyor bu kız bizimle?
Ben de: “Haklısın kardeşim zaten ben tahmin etmiştim kızların makyaj yapmayı sevdiğini.” dedim.
Ali: “ Sana güveniyorum artık yani önceden de güveniyordum ama kızlar konusunda sana her zaman danışacağım.” dedi.


 BÖLÜM 2

         Daha sonra herkes evine gitti. Yarın pazartesi! Garfield’ın dediği gibi pazartesilerinden nefret ederim. Hemen sınav tarihleri listesini çıkardım.
Pazartesi
Fen
Sosyal
Matematik
Türkçe
İspanyolca
Müzik
Bilişim(Bilgisayar)

Abartmışlar, on iki yaşındaki bir çocuk nasıl yedi tane sınava girsin?! Neyse ki son iki ders resim. Resim dersleri keyifli oluyor.
Neyse çalışmaya başlayayım…
Mert çalışırken Mert’in arkadaşları İsviçre’den gelen bir çocuk ile tanıştılar. Türk olduğu için adı Arda idi. Türkçesi biraz zayıf ama yine de söylenenleri kısmen anlıyordu.
Can, Mert’i tanıttı,
-      Ela gözlü, çevik, sevecen, kısa boylu, kumral saçlı, dürüst, sözüne güvenilen, çabuk öfkelenen ve çalışkan biridir.

Mert çalışmaktan bıkmıştı.

Mert: “Dürüst olmak gerekirse çalışkanım ama futbolsuz bir yaşam düşünemiyorum. Bu nedenle yuvarlak lan her nesneye tekme atıyorum. Hatta küçükken yanlışlıkla yuvarlak bir nesneye tekme attığımda cam bir vazoyu kırmıştım. Tabii dürüst bir çocuk olduğum için anneme gidip söyledim. Ve özür diledim.” diye aklından geçirdi. 

Daha sonra oturup bütün sınavı olan derslere çalıştı.

Sabah kalktığımda her zamanki gibi okula gittim.
Arkadaşlarım;
-      Sınav manyağı olacağız.
-      Bugün yedi tane sınav var.
gibi laflar söylediler.
Ali de: “ Sınav günü her zamanki gibi her kıyafetin içine giydiğin Beşiktaş formasını giydin mi?” dedi.
Ben de: “Ali, ben klasiğim. Her kıyafetimin içine Beşiktaş formasını giydiğimi ve bunun uğur getireceğini düşündüğümü biliyorsun.” dedim.
Sabah ilk beş derste beş sınavımızı bitirdik. Bu öğle teneffüsü en uzun teneffüsümüz! Bugün koro var ve koroya seçilmemin nedeni gür sesli olmam ve gür sesli olma antremanımı futbol maçlarındaki bağırış çağırışlar sırasında yapıyorum. Daha sonra öğle teneffüsü bitti ve son iki sınavı da bitirdik.
Son iki ders  RESİİİİİM!!!
Artık rahatlayıcı iki ders geliyor diye düşünürken…
Arkadaşlarım: “RESİİİİM SIIIIINAAAVIIIIIII!!!” diye bağırana kadar!!!

ÖLÜMCÜL

                SINAVLAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder