BÖLÜM 1
Bir anda, ben uyurken “Mert” diye bir
ses duydum. Beni çağırıyorlardı. Hemen yanlarına gittim.
Arkadaşım Ahmet: “Beşiktaş-Trabzonspor
maçını kaçıracağız. Acele et.” dedi.
Ben koşarak,
-
Limon
kolonyamı sıkıp geliyorum!
Hızla arabaya bindik.
Yoldan geçerken, Batuhan fısıldayarak,
-
Mahallenin
şu en güzel kızı Elif var ya, onu da alacağız. Bizim Ali, Elif’ten hoşlanıyor.
Elif’in de gelmesini istedi.
-
Batuhan
ciddi misin sen? Hangi kız futbol maçını sever ki! Elif gitsin makyaj yapsın.
-
Bu arada Elif
Trabzonspor’u tutuyor. Sakın sinirlenme Mert!
-
Nasıl olur!
Benim fikrim; benim arabama binen herkes Beşiktaş’ı tutmalı!
Batuhan; Ahmet, Ali, Mehmet, Can ve Cengiz’e
fısıldayarak:
-
Arkadaşlar
Mert her zamanki gibi gözünü kırpmaya başladı. Belli ki benim Elif’in
Trabzonspor’u tutuğunu söylediğim için sinirleniyor.
Daha sonra arabayla Elif’in önüne geldiler. Elif
arabaya binerken arkadan koşarak gelen bir köpek sürü havlayarak yaklaşıyordu.
Mert: “Aaaa! Köpekler yaklaşıyor!!!” dedi.
Arkadaşları;
-
Mert korkma!
-
Mert tamam
bir şey yok!
-
Mert sen gel
benim yanıma!
diyerek teselli ediyorlardı.
Neyse ki köpekler gelmeden Elif’i alıp gittiler.
Gittiklerinde futbol maçı başlamıştı ve Mert çok
çabuk öfkelendiği için,
-
Offf! Elif’i
gittiğimiz için ön sıraları kapmışlar, şimdi hem kaç gol attıklarını
öğrenemeyiz, hem de ben bu kısacık
boyumla, bu kocaman on beş, on altı yaşındaki uzun boylu ağabeylerden nasıl
göreceğim?! L
Cengiz: “ Boş ver Mert, şuradan yükseltici alırız.”
dedi.
Mert: “Mantıklı.” dedi.
Elif maç boyunca bizi sinir etmişti, bir dakika
içerisinde tam yüz yirmi yedi sözcük söylüyordu. Aynı zamanda da çok saçma
şeyler soruyordu.
Örnek vereyim,
-
Maçtan sonra
yemek yiyelim mi?
-
Beraber ders
çalışalım mı?
-
Çarşamba
günü “Fenerbahçe-Galatasaray” maçına gidelim mi?
-
Cumartesi
günü yarı final maçına yani “Chelsea-Barcelona” maçına gidelim, olur mu?
-
Ojelerimin
rengi güzel mi, bu maç için özel olarak rengârenk boyadım?
-
Bir de
maçtan sonra topuz mu yaptırayım yoksa fön mü çektirsem?
Neyse maç bittikten sonra Elif’i
kırmayıp yemek yedik ama Ali’ye gizlice Elif’in sinirimizi bozduğunu söyledim.
Ali de bu lafın üstüne,
-
Elif’ten
hoşlanıyordum, ta ki bugüne kadar. Artık hiçbir kızı maça götürmeyeceğim. “Bir
de maçtan sonra topuz mu yaptırayım yoksa fön mü çektirsem?” ne demek? Dalga mı
geçiyor bu kız bizimle?
Ben de: “Haklısın kardeşim zaten ben
tahmin etmiştim kızların makyaj yapmayı sevdiğini.” dedim.
Ali: “ Sana güveniyorum artık yani
önceden de güveniyordum ama kızlar konusunda sana her zaman danışacağım.” dedi.
BÖLÜM
2
Daha
sonra herkes evine gitti. Yarın pazartesi! Garfield’ın dediği gibi
pazartesilerinden nefret ederim. Hemen sınav tarihleri listesini çıkardım.
|
Pazartesi
|
|
Fen
|
|
Sosyal
|
|
Matematik
|
|
Türkçe
|
|
İspanyolca
|
|
Müzik
|
|
Bilişim(Bilgisayar)
|
Abartmışlar, on iki yaşındaki bir çocuk nasıl yedi
tane sınava girsin?! Neyse ki son iki ders resim. Resim dersleri keyifli
oluyor.
Neyse çalışmaya başlayayım…
Mert çalışırken Mert’in arkadaşları İsviçre’den
gelen bir çocuk ile tanıştılar. Türk olduğu için adı Arda idi. Türkçesi biraz
zayıf ama yine de söylenenleri kısmen anlıyordu.
Can, Mert’i tanıttı,
-
Ela gözlü, çevik,
sevecen, kısa boylu, kumral saçlı, dürüst, sözüne güvenilen, çabuk öfkelenen ve
çalışkan biridir.
Mert çalışmaktan
bıkmıştı.
Mert: “Dürüst olmak gerekirse çalışkanım ama
futbolsuz bir yaşam düşünemiyorum. Bu nedenle yuvarlak lan her nesneye tekme
atıyorum. Hatta küçükken yanlışlıkla yuvarlak bir nesneye tekme attığımda cam
bir vazoyu kırmıştım. Tabii dürüst bir çocuk olduğum için anneme gidip
söyledim. Ve özür diledim.” diye aklından geçirdi.
Daha sonra oturup bütün sınavı olan derslere
çalıştı.
Sabah kalktığımda her zamanki gibi okula gittim.
Arkadaşlarım;
-
Sınav manyağı olacağız.
-
Bugün yedi tane sınav
var.
gibi laflar söylediler.
Ali de: “ Sınav günü her zamanki gibi her kıyafetin
içine giydiğin Beşiktaş formasını giydin mi?” dedi.
Ben de: “Ali, ben klasiğim. Her kıyafetimin içine Beşiktaş
formasını giydiğimi ve bunun uğur getireceğini düşündüğümü biliyorsun.” dedim.
Sabah ilk beş derste beş sınavımızı bitirdik. Bu
öğle teneffüsü en uzun teneffüsümüz! Bugün koro var ve koroya seçilmemin nedeni
gür sesli olmam ve gür sesli olma antremanımı futbol maçlarındaki bağırış
çağırışlar sırasında yapıyorum. Daha sonra öğle teneffüsü bitti ve son iki
sınavı da bitirdik.
Son iki ders
RESİİİİİM!!!
Artık rahatlayıcı iki ders geliyor diye düşünürken…
Arkadaşlarım: “RESİİİİM SIIIIINAAAVIIIIIII!!!” diye bağırana kadar!!!
ÖLÜMCÜL
SINAVLAR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder