Şubat tatili yeni bitmişti. Tatilden
bir sonraki gün blok derste Sinema Kulübü’ne gidecektik. Sinema Kulübü’nü
hepimiz çok seviyorduk. Müjgân Öğretmen de hep bizim ilgimizi çekecek filmler
seçiyordu. Sınıfa gittiğimizde öğretmenimiz çoktan gelmişti. Ama içeriye giren
şaşırıp kalıyordu. Sınıfın ortasında kocaman, aşırı büyük, hiçbir zaman
kullanmayacağımız, çok parlak, gökkuşağı renklerinde gereksiz yere konulmuş bir
dolap duruyordu.
Dolabın neden konulduğu konusunda her
kafadan bir ses çıkıyordu. Kimisi içinin kitap dolu olduğunu söylüyor, kimisi
de sonunda okula getirdiğimiz topları koyacak bir yerimiz olacağı için
seviniyordu. Sınıfımızın yaramazı olan Ahmet de her zamanki gibi iş başındaydı.
Ahmet: “Arkadaşlar, ben şu kocaman
dolabın içine girip öğretmeni korkutayım. Zaten çok da büyük bir dolapmış.”
dedi. Dolaba girdi. Aradan epey zaman geçti, ama Ahmet ortada yoktu.
Nil: “Öğretmenim, Ahmet sizi korkutmak
için şu dolabın içine girdi, ama bir türlü çıkmadı. Ben de en iyisi dolaba
girip onu çıkarayım. ”dedi.
Nil de dolaba girdi. Beş-on dakika
boyunca bekledik, ama ikisi de geri dönmedi.
Sırasıyla Elif, Defne, Lara, Kaan,
Berk, Emir, Ada, Buse, Can Selin, Ali, Ege, Emre ve Deniz de girdi. Ama hiçbiri
dışarı çıkmıyordu. Son kişi olarak, biraz merak, biraz da korkuyla, ben de
dolaba girdim. İçerisi çok karanlıktı. Göz gözü görmüyordu. Sonra “Suzaaaaaan”
diye bir fısıltı, hırıltı gibi bir ses geldi. Omuzumda soğuk bir el hissettim.
Bu kesinlikle bir mumya eli olmalıydı.
Sonra o soğuk el “pat pat pat” omzuma
vurunca “Aayyyy!” diye haykırarak gözlerimi açtım, meğer ben film izlerken
uyuyakalmışım. O soğuk el de Defne’nin eliymiş. Öğretmenimiz de benim uyuduğumu
anlamış. Ama anlamamazlıktan gelmiş, uzaktan gülümseyerek beni izliyormuş! Ben
bağırarak uyanınca arkadaşlarım da gülmeye başladılar. Ahmet kulağıma eğilerek
“Film sıkıcı olsa bile Sinema Kulübü hep eğlenceli oluyor,” dedi. Biraz utansam
da, ben de gülmeye başladım.
Sonra filmin devamını izledik. Tabii
ben başını kaçırdığım için pek bir şey anlamadım. Film bittiğinde zil çaldı.
Arkadaşlarım kendi sınıflarına giderken hâlâ beni anlatıp gülüyorlardı.
SON
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder