5 Ağustos 2015 Çarşamba

ROJİN ANADOLU ATEŞİ'NE GİDİYOR

  Birgün Rojin adındaki küçük bir kız Anadolu Ateşi' nde dans etmeye başlamış. Arkadaşları ile birlikte bilgisayardan müzik açıp, ısınma hareketleri yapmışlar. Sonra dans figürlerini Mürüvet öğretmen, Olga öğretmen ve Fadime öğretmen göstermiş. Rojin ve arkadaşları da taklit etmişler. 
Birkaç ay sonra Anadolu Ateşi " Troya" adında bir dans gösterisi sergilemiş. O gösteride savaş ve güzel danslar varmış. Rojin ve annesi o gösteriyi çok beğenmiş. Rojin orada arkadaşları ile karşılaşmış. Daha sonra kurslara devam etmişler. Yıl sonu gösterisine iki hafta kala provalar başlamış ve çok güzel bir bütün olmuşlar. Daha sonra Meb Şura'da kostümlü ve kostümsüz akış almışlar. Sonra biz giyinirken zorlanmayalım diye İstanbul'dan profesyonel ekip gelecekmiş. Gösteri gününde gösteriye iki saat kala İstanbul'dan profesyonel ekip gelmiş. Nerelerde durduklarını öğrenmek için sahneye geçip prava yapmışlar. Öğretmenler makyaj yapmış. Gösteri zamanında Rojin ve arkadaşları sahne beş ve roman oynamadan önce İstanbul 'dan gelen profesyonel ekip başka bir roman oynamış. Rojin ve arkadaşlarıda bunun üzerine düşünmüşler taşınmışlar ve Şevval'in aklına bir fikir gelmiş. 
Şevval: " Biz de onları geçeriz ve bütün  alkışları biz alırız. " demiş. 
Rojin: " Evet zaten bütün gösterinin sonunda çok herkes alkışlayacak çünkü bizimki son dans. " demiş. 
Şevval ve Rojin bütün kıvılcım ikiye söylemiş. Herkes de katılmış. kendi müzikleri başlayınca hemen sahneye çıkıp dansları yapmışlar. Herkes çok güzel bulmuş ve alkışlamışlar. Sonra da selam vermek için müzik eşliğinde, alkışlayarak öne gelmişler ve selam vermişler. Diğer gruplar da sırayla gelip selam vermişler. Zaten buna çalışmışlardı. Herkes bütün gösteriyi çok beğenmişti. Ama alkışlarken; müzik çalarken bir aksilik olmuş ve müzik çalmamaya başlamıştı.  
Rojin ve Şevval üzülmüşlerdi ama Rojin: " Neyse, en azından seyircilere tempoyu tutturduk. " demiş. 
Şevval: " Evet, haklısın Rojin. " demiş. Sonra üstlerini (günlük kıyafetlerini) giymişler. Annesi ve anneannesi gösteriyi izlemişti ve hemen Rojin'i tebrik etmişler. 
S0N

TEKNO

 İnsan, önce ateşi buldu. Ateş onu ısıttı ve soğuktan korudu. Ateşle karanlık gecelerini aydınlattı. Resim yapmasını öğrendi insanoğlu. Hayallerini resim olarak çizdi. Sonra yazıyı buldu. Taşlara yazılar yazdı. Basit yazılardı bunlar. Ne biliyorsa, ne gördüyse onu yazdı. Doğayı keşfetti, keşfetiklerini yazdı, çizdi. Yazacak çok şeyi olunca kâğıdı icat etti, sonra matbaayı. 
Bir zaman geldi uçmayı denedi insanoğlu. Uçtu da. Kanatlandı,  kanatlandı,  kanatlandı... Kuşlar gibi. Kuşlardan öte birşeydi bu. Uzayı keşfetti, uzaya uçtu. Füzeler gönderildi uzaya. Yeni dünyalar, yeni gezegenler bulmak için. 
Sonra daha fazla bilgiler buldular. Zamanla teknoloji gelişti.  
YILLAR SONRA … 
Gelecekte bir robot kız yaparlar. Adı: Tekno. Küçük robot kız zamanla arkadaşlar edinir. Sohbet eder, oyun oynar, kısaca eğlenir. Birgün büyük bir hortum çıkar. Herkes bağırır. Tekno çok gelişmiş bir robot olsa bile hortuma kapılır. Ama o hortum özel bir hortummuş. Tekno insanların ateşi bulduğu zamana geldi. Sırasıyla resim yapmayı öğrendikleri zamana, yazı yapmayı öğrendikleri zamana, doğayı keşfettikleri zamana, kâğıdı ve matbaayı icat ettikleri yılları gördü ve en sonunda bizim zamana yani 2015'e geldi. Herkes onun erafına toplandı.  
Birisi: " Adın ne? " diye sordu. 
Tekno: "Benim adım Tekno. " dedi. 
Protestocular: " Kimsin, nesin, niye geldin? " diye protesto etmeye başladılar. 
Tekno: " Ben bir robotum ve bir hortuma kapıldım. Gelmemin bir sebebi yok ve buralar çok yeni... 
Tekno'nun lafını birisi bölerek: " Sen geçmişten mi yoksa gelecekten mi geldin? " diye sordu. 
Tekno panikle: " Hangi yıldayız? " diye sordu.  
Bir adam: " 2015 yılındayız. " dedi.  
Tekno: " Ben 3998 yılından geliyorum. " dedi. 
Herkes: " Hooooooooooortuuuuuuuuuum! " dedi. 
Tekno: " Ooooooooolaaamaaaaaaaz! " diye bağırdı. Sonra paat diye yere düştü.  
Herkes: " Tekno geri döndün! " dedi. Tekno olayları herkese anlattı. Ondan sonra hoooooooooop diye uyandı, meğerse hepsi rüyaymış.
Annesi: " Rojin hadi gel kahvaltı hazır. "dedi. Rojin kahvaltısını yaptıktan sonra hazırlandı. Okula gitti. Herkese rüyasını anlattı. Derslerini çalıştı. Eve geldi ödevlerini yaptı. Ödevi hikâye yazmaktı. Rojin hemen rüyasını yazdı. Çünkü rüyası masal gibiydi. Öğretmen en güzel yazana sürpriz hediye vereceğini söyledi. Sabah olduğunda okula gidince öğretmen herkesin hikâyesini topladı. Öğle yemeğinden sonra öğretmen kazananın Rojin olduğunu söyledi. Sürpriz hediye hikâye yazıp, basım evine gönderip, basmakmış. Rojin hikâyeler yazmış, basılmış ve çok ünlü olmuş. 
Müjgân öğretmen: " Okuduğunuz hikâyede neler öğrediniz? " diye sordu.  
Duru: " Geçmişi öğrendik. Sonra rüya olduğunu öğrendik. Rojin  hikâyeler yazıyor, basım evine gönderiyor. Bence çok güzel bir hikâye olmuş.  
Müjgân öğretmen: " Rojin, bu hikâyede neden Tekno ve kendi ismini yani Rojin ismini kullandın? " diye sordu.  
Rojin: " Öğretmenim,ben teknoloji hızla gelişti, yıllar sonra gibi sözler kullandığım için teknolojideki " tekno " ismini kullandım. Bir de Rojin kendi ismim, en basit isim insanın kendi ismidir." dedim. 
Müjgân öğretmen: " Evet haklısın RojinRojin'i alkışlayalım. Çok güzel yazmış. " dedi. 
Herkes  Rojin'i alkışladı. Rojin'de çok mutlu oldu. Yani ben de çok mutlu oldum. 
S0N