22 Ocak 2018 Pazartesi

KİTAP YORUMLARIM-Cinayetler Oteli/Agatha Cristie

Kitap Özeti

Kitap Adı: Cinayetler Oteli

Yazar: Agatha Christie

İlk Yayınlanma Tarihi15 Kasım 1965

Baskı Yılı: 2005

Konu: Geleneksel bir dekor, görkemli bir yapı ve esrarengiz havasıyla "Cinayetler Oteli" Jane Marple için ideal bir yerdir. Bilinmeyen bir konuğun yanlış bir günde havaalanına gitmesi ile beraber başlayan ilginç olaylar akışının inanılmaz bir şekilde gelişmesi Miss Marple için tahmin edilemezdir.

Özet: Bess Sedwich bir otomobil yarışçısıdır ve hayatı tehlikelerle doludur. Bu nedenle kızının, Elvira Blake’in yani vasilerinden biri Albay Luscombe olur. Elvira Blake, 21 yaşına girdiğinde reşit olacaktır. Bess Sedwich’in arkadaşı Ladilus Milanowski ile gizli gizli buluşur.  
         Elvira Blake, sürekli ne kadar parasının olduğunu ve öldüğünde parasının kime kalacağını öğrenmeye çalışır. Bu durum, vasilerinden biri olan Albay Luscombe ve avukat olan vasisinin garibine gider ve kendilerinin hiç hoşlanmayacağı bir sevgilisi olduğunu düşünmeye başlarlar.
İngiltere’de bulunan Bertram Oteli’ne dalgın bir piskopos gelir. Adı Piskopos Pennyfather’dır. Bir günlüğüne başka bir ülkedeki toplantıya katılmak için otelden ayrılıp havaalanına gider.
Ayın 18’i olduğunu zannetmektedir ama ayın 19’udur. O gün bir posta treni soyulur. O olayların olduğu akşam Piskopos Pennyfather Bertram Oteli’nde saat sabahın üçü civarında, Jane Marple ve bazı görevliler tarafından görülür. Herkes onun toplantısının birkaç saatte bittiğini ve geri döndüğünü sanır.
O günlerde Miss Marple bir kafeye gittiğinde, Elvira Blake’in Ladilus Milanowski ile buluştuğunu görür. Gizli gizli buluştuklarını anlar ve ne konuştuklarını anlamaya çalışır.
Herkes onu arar ve en sonunda bir arabanın ona çarptığı, bu nedenle beyin travması geçirdiği öğrenilir ve bir çiftçi ve karısı ona yardım etmek için onu evlerine alırlar.
Piskopos Pennyfather’ın yerini öğrendikten hemen sonra Bess Sedwich’in yani otomobil yarışçısının kızı Elvira Blake, Bertram Oteli’nin önünde, akşam saatlerinde öldürülmeye çalışır. Ama Bertram Oteli’nin koruması olan adam göğüsünden vurulur ve ölür.
Bu olaylar olurken Jane Marple da bir iki haftalığına o otele gelmiş ve olan olayları çözmeye çalışmaktadır. Miss Marple dışında herkes Ladilus Milanowski’nin yaptığını düşünür. Bess Sedwich ise Milanowski ile hiçbir ilgisi olmadığını, hatta kızının onu tanımadığını düşünür.
Bess Sedwich kızının yaptığını anlar. Bu arada Miss Marple otelin korumasının Bess Sedwich’in eski eşi olduğunu söyler.  Bess Sedwich de kızını korumak için bir hikâye uydurur. Herkes onun anlattığı hikâyeye inanır ve kendisini tutuklamaları gerektiğinde ‘Önce beni yakalamanız gerek’ der ve camdan atlayarak kaçmaya başlar. Polisler başka yerlerdeki polisleri arayarak onu yakalamaları gerektiğini söyler ve Bess Sedwich bu arada ölür.
En sonunda Miss Marple, Bess Sedwich’in anlattığı hikâyeye inanmamaları gerektiğini ve bunların hepsini Elvira Blake’in yaptığını düşündüğünü söyler. Kız itiraf eder ve hatasını anlar. Öte yandan Bess Sedwich de zaten ölmeden önce suçu işlediğini iddia etmiştir. Miss Marple, kızı korumak için, bu konuyu daha fazla kurcalamaz, Sedwich’in suçlu olduğu söylenir ve roman da burada biter. 

Kitap ile İlgili Yorumlarım

Muhteşem bir kitaptı. En başında yaklaşık bir 15 sayfa kadar oteli betimlemişti. Ben olsam betimleme bölümünü biraz daha kısa tutardım. Ama onun dışında kitap muhteşemdi. Zaten konusu ve başlığı da çok ilgi çekiciydi. Sonunda cinayeti işleyen hiç beklemediğim biri çıktı. Çok değişik ve heyecanlıydı. Agatha Christie’nin başka kitaplarını da okumayı planlıyorum.  “Ölüm Saatleri” kitabını aldım bile. Baş ucumda duruyor.

KİTAP YORUMLARIM-Kanatlı Sözler Bahçesi/Yunus Emre Yurdakul

Güzel bir kitaptı ama bazı şiirlerde ne anlatmak istediklerini çok anlamadım. Eski şairlerden bugünün şairlerine kadar yazdıkları en ünlü şiirlerin derlenmesini çok sevdim.

KİTAP YORUMLARIM-Eyvah Kitap/Mine Soysal

Çok güzel bir kitaptı. Yazarın farklı kişilerin kitaplar hakkındaki farklı bakış açılarını yazmasını ve en sonunda kitaplarla ilgili kendi bakış açısını yazmasını çok sevdim.

KİTAP YORUMLARIM-Bir Telefonluk Masallar/Gianni Rodari

Kitabın başlangıcını çok sevdim. Çok yaratıcıydı. Zaten ismi de çok dikkat çekiciydi. İçindeki masallar da oldukça başarılıydı. Ben de buna benzer içinde kısa kısa masal ve hikâyeler olan kitaplar yazmaya çalışıyorum. Bu nedenle bu ve bunun gibi kitapları örnek almaya çalışıyorum. Sene başından beri okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.

KİTAP YORUMLARIM-Son Kara Kedi/Evgene Trivizas

Güzel bir kitaptı. Bazı bölümlerinde betimlemeler çok uzundu bu nedenle biraz sıkıcı gibiydi ama en sonunda çok heyecanlıydı ve hiç beklemediğim şekilde bitti. Betimlemeler uzun olsa da bu kitabı çok sevdim.  

KİTAP YORUMLARIM-Masal Masal İçinde/Ahmet Ümit

Çok güzel bir kitaptı. Farklı masalların aynı konu üzerinde toparlanmasını çok sevdim. Kitabın sonunda bütün masallardan ders çıkararak padişaha yardım etmelerini çok sevdim. İleride ben de buna benzer bir kitap yazmayı düşünüyorum. Ancak kuyumcunun hikâyesinde babası kuyumcuya ‘Eğer çok çaresiz kalırsan sana yaptırdığım bu halkaya kendini as.’ diyor. Ben hiç bir anne babanın çocuğuna böyle bir tavsiyede bulunacağını düşünmüyorum. Keşke kuyumcunun babası altın yumurtaları oğluna başka bir şekilde ulaştırsaydı. Çok değişik bir kitaptı. Zaten önceki ayın yorumunda da tahmin ettiğim gibi eğlenceli bir kitaptı.

KİTAP YORUMLARIM-Pál Sokağı Çocukları/Ferenc Molnár

Ben bu kitabın en başta çok sıkıcı olduğunu düşünüyordum ama yanılmışım. Çok güzel bir kitaptı. Çok sürükleyiciydi. Betimlemelerin uzun olması, insanın kafasında çok güzel canlandırmasını sağlıyordu. Hikâyenin geçtiği zamanların bu kadar eski olmasına rağmen, çok güzel betimlemişlerdi. En son bölümünün ilk beş altı sayfasında, Ernö Nemecsek hasta olduğu için neden herkesin o kadar üzüldüğünü anlamadım. “Alt tarafı bir üşütme. Biz her gün hasta oluyoruz. Antibiyotik verirsin olur biter.” diye düşündüm. Daha sonra bu olayın 1900’lülerin başında geçtiğini hatırladım. O zamanlar antibiyotiğin henüz bulunmadığını ve insanların en ufak hastalanmadan dolayı öldüğünü… O andan itibaren son 22 sayfasında ağlamaya başladım. Çok duygulanmıştım. Kitabı ağladığım için çok zor bitirdim. Keşke daha güzel bitirselermiş. Hem Nemecsek Arsa için kendi hayatından oluyor, hem de Arsa’ya üç katlı kocaman bir bina yapılıyor. Onun yerine Feri Áts’ın grubu ile arkadaş olup, Arsa’da hep birlikte oyun oynayarak mutlu bir hayat sürmeleri daha güzel olurdu ve bu şekilde biteceğini tahmin ediyordum.